Hayat Bir Masal Olsa…

Vakitlerden Sultan zamanı… Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde bir Sultan yaşarmış, kaç zaman yaşadığı bilinmez.
Hayat bir masal olsa diyerek söze başlıyorum. Hayat masallardaki gibi herkese istediğini verse…
Ne güzel olurdu değil mi? Bir “ol” desek her şey oluverse. Gökten sihirli değnekler inse, yorulduğumuzda önümüze uçan halılar serilse… “Açıl susam açıl” deyince kapalı kapılar yüzümüze yüzümüze kapanmak yerine ardına kadar açılsa.
Ama işte, masal bitip de gözümüzü açtığımızda, karşımızda o her zaman bildiğimiz, acımasız ve realist “gerçek hayat” dikiliyor.
Gökten Düşmeyen O Üç Elma
Çocukken masal dinlerken hep o sona odaklanırdık: “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…” Hayatın da bizi öyle bir murada erdirmesini bekliyoruz. İstiyoruz ki sevdiklerimiz hiç gitmesin, emeklerimizin karşılığı hemen verilsin, kalbimizi kıranlar anında cezasını bulsun.
Ama gerçek dünyada ne gökten üç elma düşüyor ne de kırk gün kırk gece düğün yapılıyor. Çoğu zaman payımıza düşen; o masalın ortasındaki devlerle, karanlık ormanlarla tek başımıza mücadele etmek oluyor.
Bırakmanın ve İlerlemenin Gücü
Belki de istediğimizi alamayınca ısrar etmek yerine, bırakmak daha iyi. Olmayanı, akıp gitmeyeni olduğu yerde bırakmak… Arkaya bakıp hayıflanmak yerine, eldeki kartlar arasından en iyisini seçerek hep ileriyi hedeflemek gerekiyor. Ancak o zaman neşeyi kendi alanımıza, hayatımıza davet edebiliriz.
Söyleyin bana, hayatın o devasa düzeniyle, o büyük “devletle” savaşmaktan hala yorulmadınız mı?
Hayat bir savaş değil. Başarı da mutluluk da bitmek bilmeyen bir savaşla, kavgayla gelmez. Kadim toplumlardan bugüne, tüm öğretiler bize bunu söylemiyor mu zaten?
Daha Fazla Farkındalık, Daha Az Yargı
Öyleyse bundan sonra daha fazla mindfulness olacağız; yani anı fark edeceğiz, anda kalacağız. Zihnin gürültüsünü susturup, daha fazla bedenimizi ve kalbimizi dinleyeceğiz.
Şunu hiç unutma: İyi hal de kötülük gibi bulaşıcıdır. Sen iyi olursan, etrafın da güzelleşir. Öyleyse önce kendini, sonra da etrafını yargılamayı bırak. Evrende tıkır tıkır işleyen, bizim her zaman akıl erdiremediğimiz muazzam bir düzen var. Direnmeyi kes ve bırak; bu düzen seni alıp daha da ileriye taşısın.



